Savaşa Yalnız Gidilmez




Şah damara dayanmış kasaturaları kaçırsın kelebekler. Masum çocukların şakağına doğrultulmuş galillerin namlusuna konsun kumrular. Şaşırsın gezi gözü arpacığı.

Yokuş aşağı bırakılan eski araba tekerlekleri ezip geçsin tüm tankları. Attığımız her sapan taşı hedefi on ikiden vursun. Anneler ağlamasına dayanamıyorum. Annem geliyor aklıma. Babalar zaten ağlamaz.

Ellerini iki yana salmış çaresiz yürüyor. Çaresiz mi gerçekten? Ayakları yerleri süpürüyor. Omuzları da çökmüş. Sirkeler bu kadar sessiz mi satılır hep?

Niye öyle baktın bana? Dedim ya kaybedilmiş bir savaştan geliyorum. Nasıl da ölmek istemiştim. Nasıl da yalvarmıştım bir ketum kurşun gelsin kalbime? İçin de kalsın hiç çıkmasın. Nasıl da hırsla basıyorduk tetiğe!

Boş ver! Yine bir savaş yaşanacak ne de olsa. Yine bitmek bilmeyen savaşçı hatıraları dinleyeceğiz. Yine sonuna kadar haklılar dolacak her tarafa. Yine her şeyi bilenler, yine çok cesurlar, yine hep cesurlar…

Kargaların yanında sessiz oturulmaz. Namlular fısıltıyla korkutulmaz. Serçeler de kaçıramaz tankları. Bize kartallar lazım. Ya kalbim ağlayan bir serçeyse. Ellerin kartal olsun, ayakların, gözlerin… Kalbin senin olsun.

Gözyaşlarına gece vakitlerinde namzetiz. Düşman yanında ağlanmaz. Dost yanında kurulur bağdaş, düşmana ayak ucu, ip üstü, uçurum kenarı düşer.

Bakma beylik sözlerime sen; ellerimi bırakma, gözlerime bak hep, ısıt kalbimi, dirilt kalbimi, yaşat kalbimi…


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

GÜN DOĞUYOR- MAHKEME GÜNCESİ 1

Yazmak.

İnşallah.