Kayıtlar

Şubat, 2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bu Çocuk Adanmış Amcası! - Çocuk Eğitimi Üzerine

    Yaşım 30’lu yıllara doğru küçük adımlarla ilerliyor. Hal böyle olunca her geçen gün yeni bir arkadaşımın evlendiğini veya bebeğinin olduğunu öğreniyorum. Tabi ben de bunlardan biriyim. Evliyim ve tatlı bir kızım var. Yaşadığı süreçleri anlamaya, özümsemeye çalışan biri için bu durum garip bir tecrübe oluyor. Konuştuğumuz konular değişiyor, kaygılar veya korkular kendi üzerimden evin yeni minik misafirine kayıyor. Öte yandan gece ağlayan kızımın çığlıkla karışık gürültüsüne kalkmak o kadar da romantik değil tabi… Ama hayatın bir dönemi bu da… Şimdi nereden geldi bunlar aklıma… Hah, geçenlerde yeni evlenen ve yeni çocuğu olan birkaç kişinin olduğu bir ortamda bulunmuştum. Çocukların adanması meselesi açıldı. Öyle ya biz dava adamıyız ve çocuklarımız da elbette dava adamı olacaklar. Onları daha annelerinin karnındayken adayacağız. Hatta hocasının yanına götürüp eti senin kemiği benim diyeceğiz. O davasının yâreni sâliha bir kadın olacak veya sâlih bir erkek. Hâsılı hepimizin ...

Genç Feryadı!

Ömrümün henüz yağmalanmamış tertemiz kumlarında dolanıyorum. Ayak yalın hem de. Dikenlerden, tuzaklardan, kapanlardan, üzerime atılacak taşlardan, karşıma çıkacak vahşi hayvanlardan korkmadan… Ellerim, vücudum, yüzüm hala bir mengene gibi gergin ve kırışıksız. Gözlerimi açtığımda ufka varana dek her şeyi görebiliyorum, zihnimin kıvrımları arasında şehrin çöplüğü kurulmadı henüz, kalbim bir çiçeğe bakınca hüzünlenecek kadar temiz… Dedim ya, henüz yağmalanmamış. Bana sorarsanız kendimi tanımlayamam. Birileri genç adamsın deyip duruyor bana. Bilmiyorum, galiba bir gencim ben. Yıllar yanında bir karabasanla topraklarıma geldiğinde hala bir gençtim ben. Kötü tohumlarını dökecek yer arayan gaddar çiftçiler gibiydi gelenler. Televizyonlardan, sinemalardan, internetten, filmlerden, müziklerden zihnime ve kalbime akan tohumlar bir şekilde yer buluyorlardı kendilerine. Şemsiyemi unutup yağmura yakalanmıştım. Hazırlıksız başlayan bu savaş kalbime ve zihnime asit gibi yağıyordu. Yazık ki sığınac...

Bir Avuç Buğday

 Kalbimin yağmurlarında hüzün Kim ürküttü delikanlı baharı Hangi ateş hangi yüreği yakıyor Neredeyse gösterin derin kuyuları Her yer karanlık korkuyorum düşerim diye   Köhne bir binadır başıma yıkılan Tuğlaları telaş ile örülmüş Perdelerinde ıssızlık desenleri Koltuklarında bıçak yaraları Mutfağından bir çığlık yükseliyor Yalnızca evin ölü kedisi duydu onu   Durmaksızın devam eden bunaltıcı bir koşu Yani dünya Yani insanın üç günlüğüne bırakıldığı kara topraklar Heybemde bir avuç buğday Ve gülümsüyorum tüm acılara    

SUNUM ÇAĞINDA ESTAĞFİRULLAH DİYEBİLMEK

  SUNUM ÇAĞINDA ESTAĞFİRULLAH DİYEBİLMEK İnsanlık belli dönemlerde büyük kırılmalar yaşamıştır. Bu kırılmalar onun zihnini, düşünüşünü, hayat ve toplum tarzını, ailesini, devletini değiştirmiştir. Sanayi devrimi, milliyetçilik akımı, imparatorlukların parçalanması, ulus devletlerin kurulması gibi hususlar bu kırılmalara, değişimlere örnek verilebilir. Bu tarz değişimlerden bir tanesi de kuşkusuz internettir. İnternet sayesinde iletişimin hızlanması insanlar arasındaki mekânsal bağları ortadan kaldırmış haberlerin, olayların veya fikirlerin hızlıca yayılabileceği bir ortam oluşmuştur. İnternet ile birlikte hayatımıza giren sosyal medya ise bizleri kişisel olarak ciddi manada etkilemiştir. Mesela, zihin ve kalp dünyamızı şekillendirenler bilgelerin yerini sosyal medyada takipçileri milyonları bulan sıradan gençler almıştır. Sıradan demem onları küçümsemek manasında değildir elbette. Böyle söylememin sebebi, onların ciddi anlamda popüler olmalarını sağlayacak bir alanda uzmanlık g...