Kayıtlar

Haziran, 2023 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Arka Taraftaki Adam - Hikaye

Çatısı gökyüzü olan o kocaman salona girdiğinde hazırlıklar nerdeyse bitmişti. Upuzun brandalar asılmış, üzerine en hakikatlisinden okkalı sözler yazılmıştı. Tüm salonun görebileceği şekilde yerleştirilmiş büyük bir sahne vardı. Sahnenin hemen ön tarafına siyah renkli, yumuşak protokol koltukları konulmuş, onların arkasına ise beyaz plastik sandalyeler muntazam bir şekilde dizilmişti. Gençler bir o yana bir bu yana koşturup duruyor programın son hazırlıklarını yapıyorlardı. Bir görevli tok sesiyle ‘ses deneme’ diye hoparlörleri kontrol ediyor, ardından bir müzik açıp salondaki ses uyumunu ayarlamaya çalışıyordu. Kocaman salonu gördüğü ilk andan itibaren göğsünde meydana gelen kıpırdamaları hissetmeye başlamıştı. Kalbinin atışı hızlanmış, gözleri nemlenmişti. Hey gidi günler deyivermişti. Yüzünde sanki yıllardır bu anı bekleyen bir gülümseme belirmişti. Sahici bir gülümseme, sımsıcak, ümit dolu, minnet dolu, hamd dolu. Kapıda bir an durup manzarayı izledikten sonra yürümeye başladı. Ö...

DERT SAHİBİ OLAN KOŞAR- Cezaevi Hatırası

Esen rüzgarın cama değince çıkardığı ses… Geçip giden gardiyanlar… Açık görüşe gelen ailelerin kalabalığı… Patnos’un serin havası… İki yanı cam küçük görüşme odasındayım. Günlerdir üzerinde çalıştığımız dilekçenin son haline göz gezdiriyorum. Bir yandan da not almak için defterimi hazırlıyorum. Uzayıp giden koridorda yankılanan ayak seslerini duyunca birilerinin bana doğru yaklaştığını fark ediyorum. Çok geçmeden Yanındaki gardiyana bazı İslami meseleleri anlatan Alparslan Hoca’nın sesini tanıyorum. Belki 2 dakika sürüyordur koridorda gardiyanla yürüyüşü ama olsun. O yine de anlatmayı ihmal etmiyor. Bu haline hem gıpta ediyor hem şaşırıyorum. Saatlerce aynı dilekçe üzerinde çalışıyoruz. Kanun maddeleri üzerinde tartışıyor, metnin akışını, imla hatalarını, başlıklandırmaları, paragrafları, cümlelerin netliğini vs titizlikle inceliyor ve düzeltmeler yapıyoruz. Belki de benim bu kadar titizliğe şaşırdığımı hissetmiş olacak ki “benim gibi müvekkil bulamazsın” diye araya giriyor. Gülüyoru...

ÜZÜLEN GEVŞER, GEVŞEYEN KAYBEDER!

ÜZÜLEN GEVŞER, GEVŞEYEN KAYBEDER!   وَلَا تَهِنُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَاَنْتُمُ الْاَعْلَوْنَ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنٖينَ “Gevşeklik göstermeyin, üzülmeyin; eğer inanmışsanız şüphesiz en üstün olan sizsiniz.” Âl-i İmrân Suresi - 139   “Gevşemeyin, üzülmeyin …” diye başlayan ayet-i kerime İslam uğrunda mücadele eden müminlere her zorlu süreçte ümit kaynağı olmuştur. Zorluk anında bir dostun tebessümü gibi kalbimizi ısıtır Rabbimiz. Aynı zamanda bizlere, mücadelemizin süreçlerine dair de dersler verir. Şimdi zikredilen ayet üzerine detaylıca eğilelim. Ayeti tersten okuduğumuzda Rabbimizin bize bir hedeften bahsettiğini anlarız: “En üstün olmak”. Bu üstünlük dünyanın hakimi olup en büyük saraylarda yaşama anlamında bir üstünlük müdür? Yoksa en zengin olup toprakları en geniş ülke olmak anlamında mıdır? Bu üstünlüğün nasıl bir üstünlük olduğunu anlamak için Rabbimizin üstün olmamızı bağladığı şarta bakmamız gerekiyor: “Eğer mü’minseniz”. Demek ki burada anlatılan üstünlük...