Özgürlüğün Çocukları - Mahkeme Güncesi 4
“Hilal, gecenin hüznünü elbise yapmış kendine. Bakana gam oluyor yıldızlar. Karanlık ise her yerde…” Türkiye artık kimsenin özgürlüğünden emin olamadığı bir ülke olmuşken bir umut diyerek yola çıkmak… Bir umut diyerek dilekçe yazmak… Belki diyerek duruşmalarda savunma yapmak… Hâkim ve savcıların yüzlerindeki soğuk ifade ile aldığı talimatları uygulayışları; daha sanıkları dinlemeden verdikleri tutuklama kararları, insanların özgürlüklerini gasp etmeleri; avukatların itirazlarını, dehşete düşürecek bir istihza ile dinlemeleri ya da hiç dinlememeleri, susturmaları, umursamamaları… Cezaevi yollarındayım. Rotamız Adana/Kürkçüler Cezaevi. Çok değil üç beş dakika, çok değil üç beş kelime, çok değil bir iki sayfa kâğıt… Gözaltı, savcı, sulh ceza ve karar: Tutukluluk. Süreçte rol alanların isimleri önemli değil, makamları da önemli değil, kararları da önemli değil. Hadd-i zatında her biri bir oyunun parçası, sonu gözyaşlarıyla biten bir komedinin figüranları… Yazık! Hem de çok yazık!...