Tefekkür yazıları 4- Ümidin Kaynağı Tefekkür
“Uzun ve zorlu bir yola çıkarken ümit ile doldurmuştuk heybemizi. Sonra para girdi cebimize, makam hırsı girdi, günahlarımız girdi, yersiz tartışmalar girdi. Derken ümide yer kalmadı heybemizde. Ümidimizi kaybettikçe ölüm sessizce yanaştı. Nihayet karamsar bir olup çıktık ya da diğer adıyla yaşayan bir ölü.” Sevgili dostum! Oturup dertleşmeye ne kadar da ihtiyacımız var seninle. Şöyle uçsuz bucaksız bir denize karşı otururuz belki. Ya da heybetiyle görenleri sarsan ulu dağlara doğru. Ya da bir çaya atılmış iki şeker ile dünyanın dertlerini eritiriz birlikte. Sohbetimizin ana konusu ne olacak peki? Ümitten bahsetmeli, ümit vermeliyiz birbirimize. Sevgili dostum! Ümit bir bardakta mı durur, alıp besmele ile üç yudumda içsek. Ümit yağmur mudur, çıkıp dışarıya altında saatlerce yürüsek? Yoksa ümit sıcak bir ekmek midir, buğusunda yeni dünyalar kursak? Evet, ümit bunlar değil. Ya nedir peki? Ümit bir duygu. Bir inanç. Kalbin neşesidir ümit. Gözlerdeki ışıltı. Dizlerin dermanıdır ü...