İnşallah.

      


 Aklımda hep açık kalan bir lamba var, karanlık düşüncelerimin. Al işte! Karanlık düşüncenin lambası mı olur? Yine saçma ve gereksiz bir sembol çabası. Ama olmuyor işte. Bazı şeyler açık açık söylenemiyor. Ya da hemen anlaşılınca basitleşmiş de hissediyor olabilirim. Dert dediğin çetrefilli olur biraz. Öyle hemen çözülmez. Hemen çözülmüyorsa hemen de anlaşılmasın. Ya da yalnızca anlayan anlasın kardeşim!

Bir derdi anlamak bir insanı anlamaktır. Öyle değil mi ama? Ey rengini bereketli buğdaylardan alan! Ey gözyaşı damlalarıyla nice çiçekler sulayan! Ey nazenin dokunan reyhanların narin yapraklarına! Ey minarelere fısıldayan güvercin! Ey derdini kanatları altında saklayan sessiz serçe! Üzülme artık. Sen üzülünce bütün dertler utanıyor, kıpkırmızı oluyor yanakları. E bir derdin yanaklarından kimse öpmeyeceğine göre, boşa utandırıyorsun onları. Ey sabrın kendisinde huzur bulduğu yumuşacık ipek! Sen sabretmezsen sabır neye yarar? Sende yoksa bu dünyada ne diye var sabır, diye sormazlar mı adama? Sabır varoluş sancısına düşer sen sabretmezsen?

Ey güldüğünde ümit dağıtan! Sen gülmezsen nasıl güler küçük çocuklar? Bak arkada biri… Arka safta, yaşlı amcanın yanında. Önünde biri namazı şaşırıyor. Basıyor kahkahayı! Öyle işte! Sen gülmezsen camilerde çocuk gülüşmeleri nasıl yankılansın? Sen gülmezsen güller nasıl açsın?

Ey rüzgarların yarıştığı, yüzünü okşamak için! Sen nefesinle rüzgarlara yön vermezsen nasıl gelirler benim penceremin önüne? Nasıl ferahlatırlar da odamı, zaten kurumaya meyilli çiçeklerimin yüzünü güldürürler, yeşiller bahşederler…

Ey göğsünde bin bir çocukla dolaşan! Senin göğsün daralırsa ne yapar o çocuklar? Nerede binerler kaydıraklara, nerede koşarlar gönüllerince, nerede meyve toplarlar ağaçlardan? Senin göğsün daralırsa gökyüzünü nereye sığdıracağım şimdi? Ya gök kuşağını nereye çizeceğim senin göğsün daralırsa? “Göğsünün daraldığını biliyoruz”. Ben de biliyorum. Göğsün genişlesin. Gök kadar. Bin bir çocuk sığacak kadar. Gök kuşağı sığacak kadar.

Ey akrebi ve yelkovanı sımsıkı tutmuş olan! Ellerin dayanamaz ki senin. Bırak dönsünler gönüllerince. Bir gün… İnşallah bir gün el ele verecek akrep ve yelkovan. Ve çıkaracaklar guguk kuşunu sıkıştığı yerden. Sonra öyle bir ötecek ki guguk kuşu. Birlikte oturup yıldızları izleyeceğiz onun şarkısını dinleyerek. İnşallah bir gün…

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

GÜN DOĞUYOR- MAHKEME GÜNCESİ 1

Yazmak.