TÜRKİYE'NİN AİHM’DE ve VİCDANLARDA EN FAZLA MAHKUM OLDUĞU KONU: TUTUKLU YARGILAMA
TÜRKİYE’NİN AİHM’DE ve VİCDANLARDA EN FAZLA MAHKUM OLDUĞU KONU: TUTUKLU YARGILAMA
Tutuklu yargılanmak ne demek? Bir insan neden tutuklu yargılanmalı? Tamam tutuklu yargılıyorsun da bunun vicdan boyutundaki durumu nedir? Tutuklu yargılamak bir ceza mıdır?
Bu
sorular son zamanlarda akıllarımıza gelen sorular. Yani umarım size de
gelmiştir çünkü tutuklu yargılanan insanların haddi hesabı yok. Bu aşamada
hepimizin- vicdanı olan herkesin- sorması gereken sorular bunlar.
Sorular
çok, cevaplar net ama uygulama darmaduman. Hani bir filozof demiş ya “ ben
bir ülkenin kurallarına bakmadan önce o kuralların uygulanıp uygulanmadığına
bakarım.”
Tutuklu
yargılama; bir koruma tedbiridir. Bütün koruma tedbirlerinde olduğu gibi
tutuklu yargılamanın da asıl amacı muhakeme işlemlerinin daha sağlıklı
yürütülebilmesidir. Yani Türkçesi şöyle; “Bak kardeşim bir suç işlenmiş. Büyük
ihtimalle sen işledin. Elimizde kesin deliller yok ama bulacağız. Bu delilleri
toplarken ve delilleri topladıktan sonra da seni yargılarken elimizin altında
olmanı istiyoruz. Maazallah bir yere kaçarsın ya da delillerimizi karartırsın.
Kim uğraşacak şimdi senle. Gir cezaevine bizim de kafamız rahat olsun. Eğer
delil toplayamazsak yada sen suçsuz çıkarsan da “pardon” deyip çıkartırız
seni.”
Acaba
şöyle mi? “Bak kardeşim seni içeri atmak istiyoruz ama delil bulamıyoruz. Bu
sebepten mütevellit! seni tutukluyoruz. Beş altı ay bilemedin iki üç yıl tutar
bırakırız. Güçlü olan benim sonuçta değil mi? İstediğimi yaparım. Kanunları
menfaatlerim doğrultusunda kullanırım.” Umarım böyle değildir!
Hayır,
hayır! Böyle olamaz. Böyle olmamalı. Minik bebeklerden, anne veya babalarını daha suçlu olduğu bile
kesinleşmemişken ayıramazsınız. Hakimlerimiz kılı kırk yarmak zorunda. Medyanın
veya başka birilerinin baskısı altında kalmamalı. Halk şöyle der böyle der
dememeli. Allah ne der benim vicdanım ne diyor diye düşünmeli.
Bazı
durumlar vardır. Adamı elini kolunu sallaya sallaya bırakamazsın. Tutuklamak
zorunda kalırsın. Mesela adamın elinde kanlı bir bıçak ve yerde bıçaklanmış
biri. Ne yapacaksınız? Tamam elinde kanlı
bıçak var ama ne bilelim senin yaptığını belki de Türk filmlerinde olduğu gibi
kurtarmaya gelmişsindir. Sen git şimdi biz suçlu bulursak seni çağırırız. Bu
olmaz tabi bu durumu herkes kabul eder. Vicdan da kabul eder. Ama bir adamı
yazdığı bir yazıdan dolayı yada konuştuğundan dolayı bir yıl iki yıl
tutuklarsan buna vicdan itiraz eder. Eder değil mi?
Her
şeyden önce tutuklu yargılama bir ceza değildir. Bunu söylemek bana acı verse
de söylemek zorundayım. Tutuklu yargılama sizin gibi düşünmeyen ama bir suçu da
olmayan insanları etkisiz hale getirmek, onları akıllandırmak için kullanabileceğiniz
bir yol değildir.
Uzun süren tutuklu yargılama
süreleri adalete olan güveni azaltıyor. Çünkü adam ceza almış gibi cezaevinde
kalıyor. Sonra suçsuz olduğu anlaşılınca serbest kalıyor. Sanki hükümlü olmuş
sonra suçsuzluğu anlaşılmış ve bırakılmış gibi. Böyle olunca da adalete olan
güven azalıyor. Bu da tutuklu yargılamanın istismar edilmesi halinde ortaya
çıkacak büyük bir problem.
Ülkemizde yıllardır süren bir
tartışma vardır; Din ve siyaset ilişkisi. Bu iki mefhumun birbirinden
kesinlikle ayrılması gerektiğini söyleyen bir kesim var ülkemizde. Bence din ve
siyaseti birbirinden ayırmak için verilen mücadelenin yüz katı hukuk ve
siyaseti ayırmak için verilseydi, ülkemizde “adalet için kesilen parmak acımaz”
sözü çocukların bile bildiği bir söz olurdu, “memlekette adalet kalmadı” sözü
yerine.
Siyaset kesinlikle hukuka yön vermemeli. Hele
hukuk siyasetin köpeği hiç olmamalı. Bunun böyle olmaması için vicdan sahipleri
mücadeleyi elden bırakmamalılar. Temeldir çünkü adalet. Temel çökerse bir şey
kalmaz elimizde. Park, köprü yol yapacağımıza
adaleti tesis etmek için uğraşmamız lazım.
Neyse,
konuşulması gerekenler konuşulduğuna göre şimdi konumuza dönelim. Kanunda
tutuklu yargılamanın nasıl geçtiğini öğrenelim.
CMK’ya
bakalım. Kanun ne zaman tutuklamaya izin vermiş. Dikkat ettiyseniz izin vermiş
diyorum. Çünkü tutuklama son çaredir. Yani tutuksuzluk karinedir. Eğer bazı
şartlar oluşmuşsa hakim tutuklama kararı verebilir. Verebilir diyor, verir
demiyor. Yani hakim isterse yine tutuksuz yargılayabilir. Eğer daha hafif koruma
tedbirleri işe yarayacaksa tutuklama yapılamaz.
· Madde 100
– (1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir
tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama
kararı verilebilir.
Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran
somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
Maddenin bu kısmına kadar özetleyecek olursak. Birincisi
Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller olacak. Somut delillerin yanında
bir de tutuklama nedeni olacak. Peki tutuklama nedenleri nelerdir.
Kaçma şüphesi olabilir. Delilleri yok etme şüphesi olabilir.
Tanık veya mağdura baskı yapma hususunda şüphe olabilir.
Bu üç nedenden herhangi biri tutuklama nedeni olabilir. Ama
sadece bunlar değil. Bir de katalog suçlar dediğimiz mevzu var. O da kanunda
şöyle geçiyor;
· Aşağıdaki
suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde,
tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
1. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar
2. Kasten öldürme
3. Silahla işlenmiş kasten yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten
yaralama
4. İşkence
5. Cinsel saldırı
6. Çocukların cinsel istismarı
7. Hırsızlık ve yağma
8. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti
9. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma
10. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar
11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar
Yani şüphelinin bu katalog suçları işlediğine dair kuvvetli
şüphe varsa ilk kısımda sayılan nedenler olmasa da hakim tutuklu yargılamaya
karar verebilir.
Tabi burada
yazan suçların her hali tutuklu yargılama için neden olmaz. Her birinin ayrı şartları
var. Mesela bütün cinsel saldırılar tutuklu yargılama sebebi olmaz. Daha fazla
uzatmamak için bu konuya girmiyorum.
Tutukluluk
sürelerine de kanun bir sınır getirmiştir. Bu süreleri de kısaca belirtelim. (CMK 102)
Ağır ceza mahkemesinin alanına
giren suçlarda yani ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on
yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarda iki yıldır.
Hakim kararı ile üç yıl daha uzatılabilir. Yani en fazla beş yıl olabilir.
Ancak yapılan son değşikliklerle bazı koşullarda beş yıl uzatılabilmektedir şöyle ki;
Terörle mücadele kapsamına giren suçlarda
TCK'da geçen Devletin güvenliğine karşı suçlarda
Anayasal düzene karşı suçlarda
Milli savunmaya karşı suçlarda
DEvletin sınırlarına karşı suçlarda
Savcının talebi ve hakimin taktiriyle beş yıl daha uzatılabilir. Yani iki yıl normal olandı beş yıl daha eklenirse bir insanı yedi yıl tutuklu halde tutabilirsiniz. Yani tutabilirler.
OHAL
dönemlerinde ise bu sere uzatılır.
Ağır
ceza mahkemesinin alanına girmeyen suçlarda ise bu süre bir yıldır. Hakim
kararıyla altı ay daha uzatılabilir. Yani en fazla bir buçuk yıl.
Tutuklu yargılamanın sadece bir
koruma tedbiri olarak kalması ve siyasetin elinde oyuncak olmaması
temennisiyle.
Yorumlar
Yorum Gönder